Kuruyan bir yapraÄŸa su olmak… Åžu yaÅŸanılan hayattan çok daha anlamlı belki de. Günler geceler birbirini kovalıyor. Sanırım perÅŸembeydi günlerden ya da pazartesi… Tam olarak hatırlamıyorum. Zaten günlerle hiç içli dışlı olamadım. Kendimi mutlu etmek isterken yakalıyorum kendimi hep. Sonra bir suçlu gibi siniyorum hemen her ÅŸeyi bırakıp. Birkaç mutlu anımı da[ ... ]
Geçer günler, aylar, seneler… İlk büyük acı gider asla kalmaz o ÅŸiddetiyle. Zamanla çok sevenin kalbinde belki de küllenir o büyük sevgi. Bir süre sonra zaman onsuzken onla geçer olur. Hayaldir belki, belki eski anılar… ama onlar güzeldir, yaÅŸam direncidir hayal de olsalar. Çıkar insan beyni masalsı bir yolculuÄŸa. Bu yolda döndüğü her köşebaşında o vardÄ[ ... ]
Zaman… Aşk için kimi zaman çok önemli, kimi zaman çok önemsiz kalan… Yaşıyorsanız aşkı doyasıya sevdiğinin yanında zaman bir su gibidir. Nasıl aktığı anlaşılmaz geriye dönüp bakıldığında. Anılar her daim hatırlanır fakat zaman kavramı mutluluğunuzun içinde eriyen bir şeker gibidir, sadece tat veren. O günün ya da saatin bir adının olup olmamasının önem[ ... ]
Kendinden uzaklaşıyor bazen insan. Hayattan kopuyor istemeden de olsa. Bir bilinmezliğe sürüklendiğinin ve bunun kendi kararları ile olduğunun farkına ancak bir ağacın dalında tutunup soluklanırken varıyor. Fakat bu esnada koca bir kayaya çarpmış bedeninin yaraları yeni yeni kendini gösteriyor. İnsan gelecek zamanlar için bolca pişmanlık yatırımı yapıyor. Söylenir ya he[ ... ]
Islanmıştı, yüzü çamura bulanmış, burnunda nemli toprak kokusu vardı. Gözlerini elleriyle silmeye çalıştı. Islak toprağın üzerine oturdu. Gökyüzüne kaldırdı kafasını. Hızlıydı her şey. Bulutlar… bulutlar inanılmaz şekilde hızlı hareket ediyorlardı. Bir şimşek çaktı. Ardından bir yıldırım… Tam karşısındaki ormana bir yıldırım düşmüştü. Birisi [ ... ]
Kitapların arasında güller kuruturdu bir zamanlar. Onları öylece saklayabileceğini düşünürdü, koruyabileceğini… Şimdi kendisini de o güller gibi saklamaya çalışıyor. Kendi de o güller gibi kurudu. Belki de farkında değildi, gül dalından bir kere koptu mu, çare yoktur artık ölüme. O da bu hayattan koparılmıştı. Çürümektense, sararıp, kurumayı tercih etmişti. K[ ... ]