Islanmıştı, yüzü çamura bulanmış, burnunda nemli toprak kokusu vardı. Gözlerini elleriyle silmeye çalıştı. Islak toprağın üzerine oturdu. Gökyüzüne kaldırdı kafasını. Hızlıydı her şey. Bulutlar… bulutlar inanılmaz şekilde hızlı hareket ediyorlardı. Bir şimşek çaktı. Ardından bir yıldırım… Tam karşısındaki ormana bir yıldırım düşmüştü. Birisi [ ... ]
Kitapların arasında güller kuruturdu bir zamanlar. Onları öylece saklayabileceğini düşünürdü, koruyabileceğini… Şimdi kendisini de o güller gibi saklamaya çalışıyor. Kendi de o güller gibi kurudu. Belki de farkında değildi, gül dalından bir kere koptu mu, çare yoktur artık ölüme. O da bu hayattan koparılmıştı. Çürümektense, sararıp, kurumayı tercih etmişti. K[ ... ]
Renkler vardır hayata anlam katan. Kimi siyah beyaz görür hayatı, kimi gri, kimisi ise bir ressamın paletindeki tüm karışımlarla, tüm renklerle… Renkleri görebilmek için ışığın odayı aydınlatmasını bekleyenler vardır. Bir umutla beklerler sabah olmasını, gün ışığının olağanca neşesiyle odayı aydınlatmasını. Bir ışık yakmazlar asla, sadece beklerler. Kimile[ ... ]